Küresel dinamiklerin hızla yeniden şekillendiği, bankacılığın büyük değişimlerden geçtiği bir dönemdeyiz. Dijitalleşme, teknoloji ve sürdürülebilirlik bu değişimin ana başlıkları olarak ortaya çıksa da biz Akbank’ta dönüşümün merkezine önce insanı koyuyoruz. Finansal ve teknolojik gücümüzün ne kadar ileri olduğunu takip ettiğimiz kadar, bu gücü insan ve gelecek adına nasıl yönettiğimizi de göz önünde bulunduruyoruz. Teknolojiyi merkeze alırken müşterilerimizi ve çalışma arkadaşlarımızı odağından çıkarmayan; veriyi kullanırken sağduyuyu, Akbank’ı büyütürken etik ilkelerimizi ve sorumlu bankacılık anlayışımızı önceleyen bir yaklaşımı benimsiyoruz. Bu anlayış, Akbank’ın ortaya koyduğu finansal gücün ve istikrarlı büyümenin de temelini oluşturuyor.
2025 yılında da sağlam bilanço yapımız ve sürdürülebilir karlılık odağımızla paydaşlarımız için değer yaratmayı sürdürdük. Yarının potansiyeline kaynak sağlarken ülkemizin geleceğine olan inancımızı bir kez daha gösterdik. Ekonomimize sağladığımız kredi desteğini 1 trilyon 921 milyar TL’si nakdi olmak üzere toplam 2 trilyon 467 milyar TL seviyesine çıkardık. Toplam mevduatımız 2 trilyon 173 milyar TL’ye, aktiflerimiz ise 3 trilyon 559 milyar TL’ye ulaştı. Yüzde 19 düzeyinde gerçekleşen güçlü konsolide sermaye yeterlilik oranımızla, reel sektörün büyümesine ve gelişmesine destek olmayı sürdürdük. Bankamız 2025 yılında 19 milyar 525 milyon TL vergi gideri sonrası 57 milyar 224 milyon TL konsolide net kâr elde etti
Finansal gücümüzü sürdürülebilir ve kalıcı kılan en önemli alanların başında teknoloji geliyor. Akbank’ı farklılaştıran teknoloji vizyonunun bu seneki en önemli yansımalarından biriyse Sorumlu Yapay Zekâ Manifestomuz oldu. Manifestomuz, yapay zekâyı nasıl kullandığımızdan çok, onunla nasıl bir gelecek kurmak istediğimizi anlatıyor. Merkezinde yer alan altı yol gösterici ilke; toplumsal fayda ve sürdürülebilirlik, kapsayıcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik, dayanıklılık ve veri gizliliği, Akbank’ın yapay zekâya bakışını tanımlayan ortak bir değerler seti oluşturuyor. Bu ilkeler doğrultusunda yapay zekâyı insanı merkeze alan, etik değerlerle uyumlu ve uzun vadeli sorumluluk bilinciyle şekillenen bir çerçevede ele alıyoruz. Teknolojik ilerlemeyi ihtiyatla dengeleyen, bugünün ihtiyaçlarına çözüm üretirken yarının güvenini de inşa eden bir bankacılık yaklaşımına olan inancımızı ve kararlılığımızı ortaya koyuyoruz.
Bugün Akbank’ta yaklaşık 500 ileri analitik ve 100’e yakın bilişsel model aktif olarak kullanılıyor; kredi tahsisinden nakit operasyonuna, müşteri segmentasyonundan risk skorlamaya kadar birçok süreçte yapay zekâ çözümleri işimizin merkezinde konumlanıyor. Bu da bizi, kredi derecelendirme sürecini ortalama 1,2 saniyede tamamlamak gibi bir hız ve verimlilik seviyesine ulaştırıyor. Öte yandan, milyarlarca tokenle eğitilen Akbank’a özel büyük dil modelimiz, el yazılarını dahi anlayarak belge işleme kapasitemizde devrim yaratmış durumda. Son bir yılda yapay zekayla işlenen belge sayısında %75 artış kaydederken, insan müdahalesi olmadan işlenen yazılı talep sayısında aylık 1,6 milyona ulaşmış bulunuyoruz. Yapay zekayı artık düşünmenin ötesinde harekete geçen bir yapıya da dönüştürüyoruz. Agentic AI yaklaşımımızla, kendi başına karar alabilen, aksiyon planlayabilen ve süreçleri otonom yürütebilen yapay zekâ sistemleri geliştiriyoruz. İnsan ve Kültür süreçlerimizden Müşteri İletişim Merkezimize ulaşan Agentic AI uygulamalarımızla otonom bankacılığın temellerini atıyoruz.
Müşteri deneyiminin yanı sıra çalışma arkadaşlarımızın gücü de yapay zekanın desteğiyle katlanıyor. Üretken yapay zekâ teknolojisiyle geliştirdiğimiz Akbanklı Asistan, çalışanlarımızın bilgiye saniyeler içinde ulaşmasını sağlıyor; aylık 30 binden fazla soruya %90’ın üzerinde doğru yanıt veriyor. 2025 itibarıyla da çalışanlarımız, kendi uzmanlık alanlarında bilgi havuzları ekleyip, iş alanlarına özel asistanlar oluşturabiliyor. Bu sayede 35 farklı uzmanlık alanında 20’den fazla ekibimiz işlerini daha verimli yapabiliyor.
Yapay zekâ sayesinde karmaşık süreçleri sadeleştiriyor, tekrar eden işleri otomatikleştiriyor ve en önemlisi zaman yaratıyoruz. Kazandığımız bu zamanı da en kıymetli alana, yani insana yatırıyoruz. Böylece müşterilerimizi daha yakından tanıyor, ihtiyaçlarını daha derinlikli analiz ediyor ve onlara standart çözümler yerine, gerçekten kendilerine özgü finansal yol haritaları sunabiliyoruz. Yapay zekâ destekli analizler sayesinde müşterilerimizin tüm yaşam döngüsünü, beklentilerini ve geleceğe dair hedeflerini anlayabiliyoruz. Bu sayede müşterilerimizle daha bire bir çalışıyor, onlarla gerçek bir ilişki kuruyoruz.
Bunun bir yansıması olarak bu yıl, ‘Güç Birliği’ hareketiyle Akbank’ta eşi benzeri görülmemiş bir dönemi başlattık. Akbank’taki liderlerimizle birlikte şubelerimizde çalışarak müşterilerimizi yakından tanımanın, ekip arkadaşlarımızla omuz omuza çalışmanın ve hep beraber üretmenin heyecanını hissettik. Müşterilerimizi şubedeki arkadaşlarımızla birlikte karşıladık, birlikte ziyaret ettik. Hem çalışan hem de müşteri deneyimini yepyeni bir seviyeye taşıdık. Her kilometrede, her buluşmada insan odaklı bankacılık vizyonumuzun geleceğini şekillendirdik. Yapay zekâ bize resmin tamamını görme imkânı sunarken, insan odağımız bu resmi doğru yorumlamamızı sağladı. Bunun bir sonucu olarak da Global Finance tarafından bu yıl ilk defa düzenlenen “Finansta Yapay Zekâ Ödülleri” kapsamında “Yapay Zekâda Dünyanın En İyi Bireysel Bankası” ödülüne layık görüldük.
2017’den bu yana sürdürdüğümüz ve bizi bugünkü başarımıza ulaştıran kararlı ve vizyoner yapay zekâ çalışmalarımızın merkezinde teknoloji gücümüz yer alıyor. Teknolojiyi müşterilerimizle aramızdaki mesafeyi artırmaktan ziyade bizi birbirimize daha da yaklaştıran bir güç olarak görüyoruz. Bu açıdan 2025, Akbank’ın teknoloji yolculuğunda yeni bir zirveye ulaştığımız yıl oldu. Son beş yılda 1 milyar USD’yi aşan teknoloji yatırımımız sistemlerimizden öte tüm bankayı dönüştürdü. Dönüşüm yolculuğumuzun bu yılki en güçlü adımlarından biri, Başkent Veri Merkezimizdi. Ankara’da 30 milyon USD yatırımla hayata geçen merkez, yalnızca olağanüstü durumlara değil, doğrudan müşteri deneyimine hizmet eden ve operasyonlarımızı iki farklı lokasyondan eşzamanlı yürütmemize imkân veren bir teknoloji üssü haline geldi ve Olağanüstü Durum Merkezi kapasitemizi üç katına çıkardı.
Akbank’ta yürüttüğümüz her çalışmanın, yarattığı finansal etki kadar gelecek nesillere sağladığı katkıyla da anlam kazandığına inanıyoruz. Bu bakış açısı, sürdürülebilirliği karar alma süreçlerimizi, iş yapış biçimimizi ve uzun vadeli değer yaratma anlayışımızı şekillendiren temel bir yaklaşım olarak ele almamızı sağlıyor. Bizim için sürdürülebilirlik; ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarıyla bir bütün. Bugünü etkin şekilde yönetirken yarını da gözeten, kısa vadeli projeler yerine kalıcı ve ölçülebilir etki yaratmayı hedefleyen bu anlayış, stratejimizin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor.
2050 yılına kadar Net Sıfır Banka olma hedefimiz kapsamında; 4 öncelikli sektörde emisyon azaltım hedefi vermiş; Türk Bankacılık sektörünün bu alanda stratejisini açıklayan ilk mevduat bankası olmuştuk. 2025 yılında hesaplama metodolojisi iyileştirmelerine odaklandık. Stratejik olarak hedef kapsamımızı sabit tutup, hedef sektörlerde derinleşmeye odaklandık. Hedef takibi ve hedeflerimizle uyum odağında ‘Yeşil Dönüşüm Skoru’ uygulamasını başlattık. Bu uygulamayla 2030 hedeflerimiz kapsamına giren kredi portföyü müşterilerimizin yeşil dönüşüm skorlarını Yönetim Kurulu seviyesi kredi komitesi süreçlerine entegre ettik. Yine 2025 yılında, PCAF (Finansallar için Karbon Muhasebesi Ortaklığı) metodolojisiyle uyumlu gerçekleştirdiğimiz kredi portföy emisyon hedeflerimiz kapsamında bağımsız denetim sürecinden geçtik. Verilerimizin dış denetimle doğrulanması, paydaşlarımıza sunduğumuz taahhütlerin doğruluğunu kanıtladığı gibi, net sıfır hedef takip performansımızı da uluslararası en iyi uygulama standartlarına taşıma kararlılığımızın bir kez daha altını çizdi. Bu kapsamlı yaklaşımımız, yalnızca kendi hedeflerimizi etkin biçimde yönetmemizi değil; net sıfır hedefi belirlemek isteyen, iklim dönüşümü finansmanına ihtiyaç duyan ve karbon azaltım yatırımları planlayan müşterilerimizin dönüşüm yolculuklarında da güvenilir bir finansal çözüm ortağı olarak yanlarında yer almamızı mümkün kılıyor.
Türkiye, regülatif uyum, enerji dönüşümü ve sanayideki kritik karbonsuzlaşma ihtiyacının yanı sıra; tedarik zincirlerinin küresel düşük karbonlu pazarlarla entegrasyonu noktasında stratejik bir kavşakta yer alıyor. Bu tablo içerisinde finans sektörünü söz konusu büyük dönüşümün en temel katalizörü ve itici gücü olarak konumlandırabiliriz. Bu vizyon doğrultusunda Akbank olarak asıl fırsatı; dönüşüm odaklı finansman modelleri, sektörel karbonsuzlaşma çözümleri ve dijital altyapımızla bu yolculuğun öncüsü olmakta görüyoruz. Vizyonumuzu bir adım daha ileriye taşıyarak, yalnızca sermaye arzıyla değil; yeşil dönüşümü bankacılık standartlarında ve ölçeklenebilir kılan bilgi, teknoloji ve en doğru paydaşlar aracılığıyla danışmanlık yapıları kurgulayarak ekosistemi dönüştürmeyi amaçlıyoruz.
Bu stratejik yaklaşımın somut çıktısı olarak, 2025 yıl sonunda toplam 681 milyar TL sürdürülebilir finansman sağlamış bulunuyoruz. Yeşil finansman tarafındaysa, 2024 yılına kıyasla, hacmimizi yaklaşık %19 artırmış durumdayız.
2026’da AB Sınırda Karbon Düzenlemesinin uygulamaya geçmesiyle birlikte özellikle yüksek karbonlu sektörlerde geçiş finansmanı ve tedarik zinciri dönüşümü de hızlanacak. Ülkemizde de TSRS ve ISSB standartlarının mevzuata girmesi, Yeşil Taksonomi taslağının açıklanması ve İklim Kanunu ile ulusal emisyon ticaret sisteminin yasal zemine kavuşacak olması gibi gelişmeler bu alanda hızlı bir gelişim yaşanacağının sinyallerini veriyor.
Bu gelişmeler ışığında, Akbank olarak biz, Sürdürülebilir Finansmanı yalnızca kredi ürünleriyle sınırlı bir alan olarak ele almıyoruz; finansman, teknik destek, dijital çözümler ve kapasite geliştirmeyi birlikte içeren bütüncül bir ekosistem yaklaşımını hayata geçirmiş bulunuyoruz. Bu doğrultuda sunduğumuz sürdürülebilir finansman ürün ve hizmetlerini uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşları, teknoloji sağlayıcıları ve sektör paydaşlarıyla geliştirilen stratejik iş birlikleri ile destekliyoruz.
Tüm paydaşlarımız için kurguladığımız bu bütüncül ekosistem yaklaşımını, kendi operasyonlarımızda da aynı kararlılıkla hayata geçirdik. Entegre Yönetim Sistemi kapsamında tüm lokasyonlarımızın uluslararası akreditasyonlarla sertifikalandırılması, bu yaklaşımın kurumsal düzeyde sahiplenildiğinin önemli bir göstergesi oldu. Akbank Veri Merkezi’nin LEED Gold, Sabancı Center Akbank Kule’ninse LEED CI Gold sertifikası alması, sürdürülebilirlik stratejimizi kültürümüzün kalbine; çalışma alanlarımıza taşıdı.
Bunun yanı sıra iklim ve çevre alanındaki performansımız uluslararası ölçekte güçlü bir karşılık buldu. CDP tarafından İklim Değişikliği, Su Güvenliği ve Orman alanlarının tamamında en yüksek seviye olan “A” notu ile değerlendirilerek, bu başarıya dünyada ulaşan sayılı kurumlar arasında yer aldık.
Akbank olarak, sürdürülebilirlik yaklaşımımızı finansman tarafında yalnızca iklim odaklı projelerle sınırlamıyor; kadın girişimcilerden KOBİ’lere, gençlerden girişimcilik ekosistemine uzanan kapsayıcı çözümlerle genişletiyoruz. Kadın KOBİ’lere yönelik ürün ve hizmetlerimiz, Akbanklı Kadınlar Platformu aracılığıyla oluşturduğumuz destek ekosistemi, finansal okuryazarlığı artırmaya yönelik dijital iç görülerimiz ve girişimcilere sunduğumuz mentorlukla yatırım destekleri, sürdürülebilir finansmanı toplumsal etkiyle buluşturduğumuz alanların başında geliyor. Birleşmiş Milletler ile “AI for Good” ekosistemi kapsamında yürüttüğümüz iş birlikleriyse teknolojinin dönüştürücü gücünü sosyal faydayla bir araya getirme vizyonumuzun küresel ölçekteki yansımaları arasında yer alıyor.
Türkiye’nin sürdürülebilir finansman ve yeşil dönüşüm hedeflerini bölgesel ölçekte yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirdiğimiz bir diğer projemiz ‘Sürdürülebilir Finansman Elçileri’ yapısı oldu. Her bir Akbanklının Türkiye’nin yeşil dönüşümünü hızlandırmada aktif rol üstlenmesini sağlamak ve sürdürülebilir finansman alanındaki yetkinlikleri güçlendirmek amacıyla, 19 Bölge Müdürlüğümüzde 19 Sürdürülebilir Finansman Elçisi görevlendirdik. Elçiler, bulundukları bölgelerde yeşil dönüşüme yönelik taleplere hızlı ve nitelikli geri dönüşler sağlayarak, şirketlerin yeşil finansmana erişim süreçlerini destekledi; stratejimizin bulundukları bölgelerde somut etkiye dönüşmesine katkı sundu.
2025 yılında yenilikçi finansal çözümler üretme yetkinliğimizi kapsayıcılık ve eşitlik odağımızla bileştirerek, dijital olarak ihraç edilen ve blockchain tabanlı dünyanın ilk cinsiyet eşitliği tahviline imza attık. Akbank’ın sürdürülebilirlik yaklaşımını küresel ölçekte görünür kıldık.
Sosyal boyuttaysa insan odaklı sürdürülebilirlik anlayışımızla toplumsal gelişime uzun vadeli katkı sağlamayı önceliklendiriyoruz. Türkiye ve Avrupa’nın ileri dönüşüm alanındaki en büyük projelerinden biri olan Dönüşümde Gelecek Var ile hem eğitime hem çevreye değer katmayı sürdürürken; Akbank Gençlik Akademisi ve Şehrin İyi Hali gibi sosyal yatırımlarla gençlerin potansiyelini destekliyor, daha donanımlı bireyler yetişmesine katkı sağlıyoruz.
Bu yaklaşım, toplumsal faydayı kültür ve sanat yoluyla insanın yaratıcılığına, ifade gücüne ve ortak hafızasına dokunarak büyütme sorumluluğunu da beraberinde getiriyor. Bu yıl Akbank Caz Festivali’nin 35. yılını kutlayarak müziğin insanları bir araya getiren gücünü büyüten, kuşaklar arası kalıcı bağlar kuran bir kültürel alan yarattık. Yine Contemporary Istanbul’un 20.yılına ana partnerliğiyle eşlik ettik. Yirmi yıldır Akbank’la birlikte gelişen bu platform, çağdaş sanatın Türkiye’de güçlenmesine ve Türk çağdaş sanatının uluslararası görünürlük kazanmasına katkı sağladı.
Bizim için sanat, süreklilikle anlam kazanan bir yolculuk. İnsana dokunan her değer gibi sanata yapılan yatırımın da zamanla derinleşeceğine ve kalıcı etki yaratacağına inanıyoruz. Ekonomiye sağladığımız finansal katkıyı nasıl istikrar ve süreklilikle ileri taşıyorsak, sanata verdiğimiz desteği de aynı uzun vadeli vizyonla sürdürmeye kararlıyız.
Bugünü yönetirken yarını düşünmek, cesaret istiyor. Biz bu cesareti, köklü geçmişimizden ve güçlü kurum kültürümüzden alıyoruz. Aynı zamanda değişime açık, öğrenmeye hevesli ve sürekli kendini yenileyen bir organizasyon olmanın gücüne inanıyoruz.
Önümüzdeki dönemde de teknoloji yatırımlarımızı artırmaya, sürdürülebilir finansman çözümlerimizi geliştirmeye ve insan odaklı yaklaşımımızı daha da derinleştirmeye devam edeceğiz. Bu yolculukta bize güvenen tüm paydaşlarımıza teşekkür ederiz.